Saîd-i Nursî denilen adam, eskiden Saîd-i Kürd-î diye bir takım risaleler yayınlayan, Türkçe bilmez, daha nokta ile virgülün nerede kullanılacağını bilmekten âciz, Şafiî mezhebinden bir Kürttür. Mütareke yıllarında İstanbul sokaklarında millî Kürt kılığı ile dolaşarak caka yapmıştır. Bu cakacı Kürt kendisine “Bedîüzzaman” demekte, müridleri de bu adı bir övünçmüş gibi …
Mesut Atun
Ramazan yaklaşıyordu… Gazi ve mahiyetindekiler Dolmabahçe Sarayı’ndaydı. O akşam sofraya çağırılanların arasında mutadzevattan yalnız Dr. Reşit Galip vardı. Gazi sofradakilerden birine; “Sen namaz kılıyormuşsun, öyle mi?..” diye sordu. Bu ani çıkış sofranın o akşamki gündeminin başlangıcıydı. Herkesi bir merak sardı. Sorduğu zât cevap verdi; -“Evet efendim, ara sıra kılarım.” …